Pestisidler ve Parkinson Hastaları Arasındaki İlişki
Pestisidler ve Parkinson Hastaları Arasındaki İlişki
Meyve sizin için faydalıdır. Doğru, ama her zaman değil. Herhangi bir beslenme uzmanı ya da herhangi bir doktor size tavsiye edebilir. Vitamin deposudur, elyaflıdır, antioksidantır ve birçok hastalıktan sizi korur. Fakat meyvenin bir de karanlık tarafı var. Pekçok meyve veya meyve suyu içeren bir günlük diyet, kol ve bacakta titreme, kaslarda kasılma ile tanımlanan bir hareket düzensizliği olan, Perkinson hastalığı ile ilişkilendirilmektedir.
Tarımda zararlı kabul edilen her türlü böcek ve bitkilere karşı kullanılan ilaç maddelerine genel olarak pestisit adı verilmektedir. Meyvedeki pestisitler veya diğer bazı zehirler bu hastalığın oluşmasının sorumlusu olabilir.
Bu sebepten, meyveyı hemen yemeye durmamalısınız. Fakat, pekçok sebeplerden dolayı daima meyveyı yıkayınız. Pestisitlerle ilişkilendirme sadece bir tahmindir. Fakat pestisit kullanımının bir damgasını taşıyan meyvedeki bu etkinliğini düşünmek mantıklıdır.
Perkinson hastalığı, Sinir sistemi arasındaki iletişimin kimyasal taşıyıcısı olan beynin bir bölümünde beyin hücrelerinin hasarını içerir. Hastalık herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir, fakat daha çok 30 yaştan sonra ve yaş ilerledikçe risk artmaktadır. Perkinson dünyanın bütün kesimlerinde gerçekleşmektedir. Erkekler kadınlara nazaran daha fazla etkilenmektedir.Son zamanda toplumlarda Perkinson rahahatsızlığının artış göstermesi birçok ülkede Bilim merkezlerinin bu konuya yönelmelerine sebeb olmuştur.
Belirtiler genellikle yıllar içinde yavaşça gelişir. Semptomların ilerlemesi genellikle hastalığın çeşitliliği nedeniyle kişiden kişiye biraz farklıdır. Parkinson hastalığının nedeni çoğunlukla bilinmemektedir, ancak genetik faktörlerin yanında pestisidlere ve ağır metallere maruz kalmak gibi çevresel etmenlerden kaynaklandığı üzereinde durulmaktadır. Son zamanlarda pestisidlerin yaygın olarak kullanılır olması bu hastalığı tetikleyen faktörlerin içinde pestisitler önem arztmektedir.
Tarımsal zehirler, Parkinson açısından daha önce de dikkat çekmişti. 2000 yılında bir Stanford Üniversitesi çalışması, Parkinson’un çalışma süresinde tarım çiftliği gibi böcek ilaçlarına maruz kalma riskini ilişkilendirmiştir. Aynı çalışma, ev ve bahçede böcek ilacına maruz kalmanın, hastalık riskindeki% 70’lik bir artışla bağlantılı olduğunu da göstermiştir. Araştırmacılar, bu zehirlerin belirli beyin hücrelerini öldürebileceğine inanıyor.
Kimyasalların ayrıca diğer nörolojik rahatsızlıkları tetiklediğinden şüphe ediliyor. Davis’teki Kaliforniya Üniversitesinde (Nörogelişimsel Bozuklukların Tıbbi Araştırması Enstitüsü) şu anda cıva, PCB ve ağır metaller gibi çevresel kirleticilerin otizmde bir rolü olup olmadığını incelemektedir. Son zamanlarda dünyanın birçok gelişmiş ülekelerinde vaka sayısı artmıştır.
Bazı ilim adamları, bitkilerin kendileri tarafından üretilen toksinlerin, meyve ile Parkinson arasındaki bağlantının da kökünde olabileceğini ifade etmektedir. Bitkiler normalde kendilerini böceklerden korumak için toksik maddeler üretir. Pek çok gıda, pişmiş veya başka bir şekilde değiştirilmediği sürece insanlar için de toksik olabilir. Asıl neden hala bilinmemekle birlikte, sinirbilimciler Parkinson’un çevresel faktörler tarafından tetiklendiğini uzun zamandır düşünüyorlar..
Pestisit kullanımı Parkinson’a sebep oluyor
Geoparkinson çalışması, Parkinson’lu yaklaşık 3.000 kişiye baktı. Görüşülen kişilerin ortalama yaşı 62 idi. Parkinson hastalığı olan kişilerin yaşamları boyunca düzenli olarak böcek ilacına maruz kalma ihtimalinin daha yüksek olduğu tespit edildi.
Amatör bahçıvanlar gibi “düşük seviye” kullanıcıları olarak sınıflandırılan kişilerin, hastalığı geliştirmeyen kullanıcılardan% 9 daha fazla olduğu görülmüştür. Çiftçiler gibi yüksek seviyedeki kullanıcıların bunu yapma olasılıkları% 43 daha fazlaydı. Böcek ilacına maruz kalma ile bağlantılı orta derecede bir risk var.
E vitamini Parkinson riskini azaltıyor
İyi E vitamini kaynakları arasında yeşil yapraklı sebzeler, fındık ve bitkisel yağlar bulunur. Lancet Nörolojisi’nde yapılan bir çalışmada, mevcut veriler bir araya getirildi ve diyetlerinde bu yiyeceklerden bol miktarda yiyen insanların, Parkinson hastalığını geliştirme ihtimalinin daha düşük olduğu tespit edildi.
Kanada’daki Queen’s Üniversitesi’nden Dr. Mayhar Etminan ve meslektaşları, 1966 ve 2005 yılları arasında yayınlanan E ve C vitaminleri ve besin beta karoteninin etkilerini inceleyen sekiz çalışmayı inceledi. Hem orta hem de yüksek dozlarda E vitamini Parkinson riskini azalttığı görülmüştür. Bununla birlikte, C vitamini veya beta karoten de benzer bir etkiye sahipti. “İnsanlara iyi bir E vitamini alması için yeşil yapraklı sebzeler, zeytinyağı, tohumlar ve kuruyemişler açısından zengin, dengeli bir diyet öneriyoruz. E vitamini güçlü bir antioksidandır ve vücudu serbest radikal denilen reaktif oksijen moleküllerinin zararlı etkilerinden koruyor görünmektedir.”dendi.
Parkinsonlu Hastaların Beslenmesinde Dikkat Edilecek Noktalar
Parkinsona özgü bir diyet reçetesi olmasa da, genel sağlığı korumak için Parkinson hastalığı ile yaşayan çoğu insan çeşitli tahıllar, sebzeler, meyveler, süt ve süt ürünleri ile et ve fasulye gibi protein yönünden zengin yiyecekleri yemelidir. Düşük yağlı veya düşük kalorili ürünlerden kaçının. Tam yağlı süt, tam yağlı peynir ve yoğurt kullanın. Yetersiz beslenme ve kilo bakımı, genellikle Parkinson hastalığı olan kişiler için bir sorundur. Sağlıklı bir kiloyu korumanıza yardımcı olacak birkaç ipucu.
• D vitamini alımınızı arttırıp arttırmama konusunda doktorunuzla konuşun. D vitamini güçlendirilmiş süt ve süt ürünlerinde, yumurtada ve ton balığı, uskumru ve somon gibi yağlı balıklarda bulunur ve kemik sağlığının korunmasına yardımcı olur.
• Beyin sağlığını geliştirmek için az miktarda ceviz, kaju fıstığı atıştırın. Ayrıca, yararlı antioksidanlar içeren meyveleri ve somon, ton balığı ve koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi beyinde iltihap önleyici etkileri olabilecek yiyecekler eklemeyi deneyin.
Doğru yiyecekler kemiklerinizi güçlü tutar, kabızlık ve kilo kaybı ile savaşır ve genel sağlık ve zindeliği korur.
• Yeterli su için (günde altı bardak) ve kahverengi pirinç, kepekli tahıllar (dilim başına üç gram veya daha fazla diyet lifi içeren ekmekler), meyve ve fasulye gibi sindirim güçlüğü ve kabızlığı azaltmak için lif bakımından zengin yiyecekler yiyin.
• İlaçlarınızı bir bardak su ile alın. Vücudunuzun ilacı daha verimli bir şekilde parçalamasına yardımcı olabilir.
• Uyumaya ara verebileceklerinden, özellikle yatmadan önce şeker alımını ve kafeini sınırlayın.
Kaynakça:
Bir yanıt yazın